web analytics

Contact – Climax Analizi | Kozmik Bir ‘Leap Of Faith’ Hakkında Söyleyeceklerim Var

Written by

in

“İlginç bir türsünüz. İlginç bir karışım. Çok güzel rüyalara ve korkunç kabuslara yeteneklisiniz. Kendinizi kaybolmuş, terk edilmiş, yalnız hissediyorsunuz.”

Öncelikle Contact’i izlememişseniz, okuyacaklarınız pek sizlik değil. Çünkü bu yazı hem ağır spoiler içeriyor hem de bağlam dışı olacağınız için pek bir şey anlamayacaksınız.

Gerçi, henüz Contact’i izlememiş olmanız bence harika bir şey. Çünkü bu, o kadar sevdiğim bir film ki… İlk izlediğim günü hâlâ dün gibi hatırlıyorum. 19 yaşımdaydım. Yaşımın getirdiği o bomboşlukla, evde tek başıma keyif yaparken rastlantısal bir şekilde, hiçbir beklentim olmadan denk gelmiştim. Körpe zihnim anlam bütünlüğünü tam kavrayamasa da, çoook etkilenmiştim.

Yıllar geçtikçe Contact’e dair bu yükselişim zamanla hiç sönmedi. Aksine, hem yapım kalitesine, hem de anlatının derinliğine olan saygım, yıllar içinde giderek kök saldı. Geçtiğimiz günlerde ise, Blade Runner 2049, Game of Thrones, Call of Duty Infinite Warfare, Killzone Shadow Fall, Horizon Zero Dawn gibi hem sinema hem de oyun dünyasında anlatı sanatı bakımından çok başarılı işlere imza atmış Mike Hill’in Contact’in climax’ine dair güzel bir analizine rastladım.

Açıkçası Contact’in anlatısında yer alan yeniden doğuş temasına dair bu kadar temiz bir özete daha önce rastladığımı hatırlamıyorum. O yüzden bunun hakkında bir şeyler karalamak istedim. 

“Yok ben sunumu izlemem sen anlat” derseniz, aşağıda benim karaladıklarım var. “Yok ben direk öze ulaşmak istiyorum, link nerede” diyenler için de videoyu peşinen paylaşıyorum:

www.youtube.com/watch?v=HYdSKQyff-8

Konuya gelecek olursak…

Filmin ana kahramanı Dr. Ellie Arroway (Jodie Foster). Ellie, SETI projesine kendini adamış genç bir bilim insanı. Başarılı bir kariyeri var ama tüm odağını dünya dışı uygarlıklardan gelebilecek, doğal olmayan radyo frekanslarını analiz etmeye vermiş durumda. Derin uzaydan ulaşabilecek akıllı yaşam izlerini, özellikle de radyo sinyallerini dinleyen tutkulu ama küçük bir ekibi yönetiyor.

Ve bir gün Ellie, gerçekten dünya dışı bir uygarlıktan gelen bir mesaj yakalıyor. Gelen sinyal, ilk bakışta çözülemeyecek kadar derin ve karmaşık ama bir şekilde şifre çözülüyor kümülatif insan medeniyetinin anlayışının ve hayal gücünün çok ötesinde, ileri teknolojiye sahip bir boyutlar arası yolculuk makinesi inşa etmemize dair bir teklif ya da talimat olduğunu anlıyoruz. Uzun süren tartışmalar, politik gerilimler ve trajik olaylar birbirini izliyor ama sonunda insanlık, bu makineyi inşa ediyor.

Ve Ellie, bilinmeyenle kendisi arasında, sınır hattına—hatta sıfır noktasına—geliyor. Ve işte tam orada, filmin climax’i başlıyor…

Makine inşa edilmiştir, testler tamamlanmıştır. Bu, planlanmış bir randevudur. Ellie bilinmeze gidecektir. Elinde avucunda ne varsa, artık sadece aklındadır. Her şeyin sağlamasını yapmış, her şeyi göze almıştır. Ama yine de, karşısındakinin korkunç bir bilinmezin azameti olduğunu bilir.

Ellie, yine de kaygısını bastırır ve o eşiği aşacak kadar cesaretini toplar. İşte Kierkegaard’ın “leap of faith” kavramı tam da buna tekabül eder. İnanırsınız ve inancınıza sığınırsınız. Kesinliğin tükendiği noktada, bir sıçrayış illa ki mantıksal bir garantiye dayanmaz. Kişi bilinmeyene teslim olur. Bu bir “kanıt yok ama inanıyorum” hâlidir.

Rasyonaliteye ve gözleme dayalı bilgiye inanan Ellie, yolculuğa hazırdır.

Belki de ölecektir. Belki milyonlarca yıl uzaklıkta rehin kalacaktır. Belki döndüğünde tüm sevdikleri yaşlanmış olacaktır. Bütün bu bilinmezlerin toplamı, leap of faith için kefenin diğer tarafında bir edere sahiptir. Ama Ellie bunu bekliyordur; hep bunu hayal etmiştir.

Ellie’nin yolculuğu adım adım, sembolik olarak ölümle eşleşmeye başlar. Çünkü Ellie hayatını temelinden sarsacak bir deneyim ile karşı karşıyadır. Bu olay, Ellie’nin -eğer yaşayacaksa- hayatının bundan önceki kısımlarını eski hayatı yapacaktır.

Başlangıçta Ellie’yi inşa edilen kompleksin rampasında görürüz.

Bu bir köprüdür. Geçiştir. Ölebileceğini bilerek, yine de gitmektir.

Çok daha kalabalık bir ekiple kapsüle eşlik edilebilecekken, ona yalnızca iki siyah giymiş teknisyen eşlik eder: Biri sağında, diğeri solundadır. Ellie, iki ölüm meleğinin eşliğinde ölüme yürür. Teknikerlerin kıyafetlerinin siyah olması, yönetmen Zemeckis’in dokunuşu ile bilinçli bir tercihtir.

Ardından Ellie’nin gördüğünü görürüz. Bir köprü ve köprünün ucunda bir kapsül. Bir gaz odası? İdama hazır bir elektrikli sandalye?

Her şey, bu aşamada alabildiğine ürkütücüdür.

İlk bakışta bir uzay yolculuğu başlangıcı gibi görünen bu sahne, katman katman soyuldukça başka bir şeye dönüşür: Bir doğumun görsel ve duygusal anlatısına.

Kapsül bir rahim gibidir; dış dünyayla teması kesilmiş, karanlık, sıvı dolu ve koruyucudur. Ellie ise o rahmin içinde yeniden şekillenmektedir; eski benliğini geride bırakıp, yeni bir bilinç düzeyine doğru ilerlemektedir.

Bir sandalye. Kemerlerle sıkıca bağlanmış bir beden. Titreşimle sarsılan bir gerçeklik. Bu karede hiç olmadığı kadar tansiyon yükselir.

Ardından Ellie, teknisyenler tarafından sandalyeye “bağlanır” ve bilinmeyene doğru yolculuğuna başlar.

Yolculuk esnasında Ellie, Palmer’ın ona verdiği pusulayı yakalamak -belki de kaybetmemek- için sandalyeden kalkar. Bu önemli bir andır.

Ellie sandalyeden kalkınca, sıkıca perçinlenmiş sandalyenin üzerinde kimse olmayınca momentumunu kaybederek tavana yapıştığını görürüz. Acaba Ellie sandalyeden kalkarak doğru mu yaptı, yoksa kalkmasa her şey yolunda mı giderdi, düşünürüz.

Ama buradaki önemli nokta şu: Ellie kemerlerini çözüp sandalyeden ayrıldığında, yalnızca fiziksel bir eylem gerçekleştirmiş olmaz. İnandığı şeylerden, ölçülebilir olana duyduğu bağlılıktan, kontrol etme arzusundan da sıyrılır.

Ve ironik biçimde, bu teslimiyet onu kurtarır. Çünkü belki de kemerlerle bağlı kalsa, sandalye parçalanırken onunla birlikte zarar görecektir.

Ellie’yi özgür kaldığında, merkezde – hiçliğin ortasında -hareketsiz ve dingin bir şekilde cenin pozisyonunda süzülürken görürüz. İşte bu noktada, Ellie artık ölmüştür.

Sahnenin devamında onu, hayatını temelinden değiştirecek bir deneyim ve yeniden doğuşu beklemektedir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir