
Olmayan bir gelecek, geçmişine kopmuş gelmiş, yerde yatıyor. “Fırtına” öncesi sessizlik mi?
Ne bu şimdi?
Tanıdık da geliyor üstelik. Yabancı olmayan sıkıntılar, baskılanamayan hormonlar, besin zincirinde kimin en üstte olduğuna dair sınamalar, zorbalanan akranlar ve çorba kıvamında bulantılı düşler?
7.5 dakikalık bir yatılı okul kabusuna hoş geldim. Ruhuma asla hassas olma hakkını tanımayacak yarınlara, imkansız kimlikleri müjdeleyen bir mezuniyet balosundayım: Zorbalıyorum. Herkesi ve her şeyi. Geçmişi ve geleceği. Seni ve beni. Önü arkayı sağı solu.

Burada, etkileşimlerden bağımsız kendi çöplüğümde kendimle ve boş duvarlarımla paylaşmak istediğim bu iş, alelade bir müzik klibi değil.
Pek bi sevdiğim Romain Gavras’ın provokatif vizyonu ile Yung Lean ve Surkin’in (Gener8ion) tekinsiz dünyasını birleştiren, playlistte akıp giden konsolide bir video-manifesto. Hem de taptaze: STORM I & II.


Ne bu şimdi? Bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum.

İçindeki boşluğu Merkür Venüs Ur-anüs retrolarıyla yamamaya çalışan, kendi geleceğine bile kiracı bırakılmış, mülksüzleştirilmiş bir neslin es(i)ri olarak, ben bu zıvananın içinde bir tarafım.
Yarayım. Bıçağım. Kanıyorum. Kanatıyorum.
Neticede öyle ya da böyle, her kisvede birileri suçlanmalı; kurunun yanında yanan yaşlar olarak dar ağacında sallandırılmalı. Tatminsiz cellatların haklı haksız mahkemelerinde, er bireylerin gözlerinden bir damla bile sızmamalı.
Neticede errrkek dediğin, güçlü olmalı. Atlas gibi dünyayı sırtlamalı. Zayıflığını bir zırh gibi kuşanmalı ama o zırhın tek bir çatlak vermesine bile müsaade etmemeli. Hep yanında olacak kadar hazır olacak erkek, çok kazanacak, güçlü olacak. Buruşmuş eril hayallerini tek ütüde fiyakalı kılacak erkek. Fişe takacaksın, çalışacak erkek. Otoritenin, öğretmenin, bir pusulanın olmadığı o ıssız okul koridorlarında; tek başına kaldığında bile o görünmez kırbacın altında hizaya girmeyi bilecek.

Bilmiyorum. Biraz da sözlere top atmak istiyorum. “Eğer bir şey uğruna ölmeyeceksem, zaten hiçbir şeyin arkasında durmuyorumdur”, değil mi? İnsanım. İlerliyorum. Yaşıyorum.
Şiddetin, baskınlığın ve liderliğin bürünmem gereken roller olduğuna dair açık veya gizli anlatıyı; ben istesem de istemesem de kusturana kadar boğazıma sokan kapitalist düzene zoraki biattan hallice afili bir selam çakıyorum.
Kalbimde olanla yalnız kalmama olanak sağlamayan her türlü içgüdümü bastırıyorum. Distopik sessizlikte çıt çıkarmıyorum. Bu sessizlikte ağlayacak bir omuz yok. Tutunacak bir dal yok. İndiğim kuyularda ipimi kesen çok. Senin de bir farkın yok.
İşte bu bizim fırtınalı geleceğimiz. Hoş geldiniz:
Yıkılan hayallerin bir yerlerinde, kopan fırtınaların ortasında mezuniyet karesine girenler olarak biz, birbirimizin yaralarını değil; içimize gömdüğümüz o devasa ve saklanamaz yetim erkeklik enkazını teselli ediyoruz.
Dans ederek.
Her şey yolundaymışçasına.

Bir yanıt yazın