




01-02.11.2025 | 40° 6'20.46"N 28°40'50.73"E | Ayvaköy
Ayvaini Mağarası, Bursa – Uluabat Gölü’nün güneydoğusunda, 380 metre civarındaki bir rakımda yer alıyor. Gölü besleyen su kaynaklarından biri, yani Karadonlu Deresi, günümüzden yaklaşık 252 milyon yıl öncesinden 66 milyon yıl öncesine kadarlık süreyi kapsayan Mezozoyik Zaman’dan bugüneyukarıda kocaman bir ağızdan içeri girerek bir yeraltı nehri oluşturmuş.
Akıllara zarar bir yer burası. Uzun bir süredir hayalini kuruyordum, sonunda gittim, gördüm, aşağıya indim ve içinden geçtim.
İçinden geçtim diyorum, çünkü Ayvaini’nin bir girişi, bir de çıkışı var. Doğanalan köylüleri, mağaranın yukarı girişine “Çançukuru” adını vermiş, Ayvaköy’deki girişin adı da “Ayvaini” olmuş. Düden ve kaynak ağızları arasında kuş uçuşu 2.7 km’lik bir mesafe var. Ama tabii ki, yerin 45 metre altındaki su dolu bu mağaranın bir ucundan girip diğer ucundan çıkmak saatler alıyor ve yaklaşık 5km’lik bir mesafede bazen yürüyerek, bazen de yüzerek yol alıyorsun. Girişteki 10 metrelik kısımdan iple indikten sonra, yatay bir doğrultuda, 60’tan fazla göletin içinde yüzerek ilerlemek gerekiyor.
Sayısı en az binlerle ifade edebileceğim kadar çok sayıda yarasa var içeride. Yengeçler, çiyanlar ve kurbağalar da varmış. Onları göremedim. Ama kör tatlı su karideslerine burada da rastladım.
Masmavi suyun berraklığı, başka bir gezegendeyim dedirten kaya formasyonlarını bekliyordum. Ama sürüklenen bir tahta parçasına tutunarak yaşayan bir çift mantar görmek, çoğumuz için bir ilkti…
Bir yeraltı nehrinde kilometrelerce yürümenin ve yüzmenin keyfini anlatabilmek çok zor. Bu deneyimi anlatabilmek için içeride bolca video kaydı aldım. Buraya çok da fazla fotoğraf ekleyememe sebebim biraz bununla ilgili.
Gezi bittikten sonra kampa dönüp ateş başında bol bol muhabbet ettiğimizi hatırlıyorum. Ertesi güne kalan ekiple birlikte yakınlardaki Gölyazı’ya gittik. Roma mimarisinin izlerini görmek de güzeldi. Pelikanlar, kazlar, karabataklar ve nasibini bekleyen kedilerle dolu bir ada.
Ha, bir de kocaman bir çınar ağacına bağlanmış bir martenika vardı. Onun da altında, kocaman götü ile oturan tombul bir kedi. Leylekler ise, gitmişlerdi.
Yakında videosunu paylaşacağım bir gezi, biriken bir sürü anı ile birlikte böyle bitti.
Bir yanıt yazın