
“Elbette kırk yıldır işlerimi şekillendiren temel soru şu: Heykelsi olana dair fikri, gündelik hayatı ve yaşadığımız zamanı işlemek için kullanabilir miyim? Ve böylece yeni bir bakış açısı ya da yeni bir yorum olasılığı kazanabilir miyim?” – Erwin Wurm
Avusturyalı sanatçı Erwin Wurm için heykel sadece bir bronz blok ya da mermer yığını değil. Hatta çoğu zaman bir araba, bir kazak, bir sosis ya da kendi bedenimiz. Nesnelere bakışımızı eğip büküyor ve bazen fiziksel olarak da yapıyor bunu sanatçı. Onun işleri çoğunlukla bir durup bakma, sonra da “bir dakika ya, bu baya tuhaf ama neden bu kadar tanıdık?” dedirtme haline sokuyor insanı.
Erwin Wurm, 1996/1997’de başlattığı One Minute Sculptures (Bir Dakikalık Heykeller) serisiyle tanınmış. Bu eserlerde Wurm, katılımcılara sandalye, kova, meyve ya da kazak gibi gündelik nesnelerle belirli pozlar almalarını veya eylemler gerçekleştirmelerini öneren yönergeler vermiş.


Sürece fotoğraf ve performansı dahil ederek hem heykelin biçimsel özelliklerine hem de performans ile gündelik hayat, izleyici ile katılımcı arasındaki sınır çizgilerinde dolaşmış.



Wurm bu hem katılımcılığı esas alarak, “hacmi değiştirmek heykelin özü” diyor ve ekliyor: “Bu ister kütleyi azaltmakla (ahşap ya da mermer yontmak), isterse madde eklemekle (modelleme ya da yığma) olsun. Hacmi değiştirdiğinizde, içeriği de değiştirirsiniz—bunu vurgulamak benim için çok önemli.”
Mizahı araç olarak kullanıyor ama röportajlarından ve işlerini inceledikten sonra düşündüm ki, onun komik olmak gibi derdi yok. Gerçekliğe alternatif açıklamalar sunuyor. Çünkü bazen dünya fazla normal davranıyor ve bu biraz şüpheli oluyor. İşte o noktada Wurm devreye giriyor.

Dedik ya, Wurm’un heykel dediği şey çoğu zaman bir cismin kütlesini, işlevini ya da biçimini değil – onunla kurduğumuz bağı eğip bükmek diye. İşte “Renault 25” de tam olarak bu: normalde düz, simetrik, amaç odaklı bir nesnenin, bir anda devrik bir cümle gibi karşımıza çıkması.
Arabanın gövdesi, sanki bir çizgi roman karesinde hızla viraja girmiş ama sayfa donmuş gibi… Ön taraf hâlâ ileri gidiyor, arka taraf geçmişte kalmış. Bir tür zaman gerilmesi.

Wurm, bu işi hızın görsel karşılığını yeniden düşünmek için yapmış. Çünkü yüksek hızda bir arabayı çizemiyorsan, uzatırsın. Ama burada, sadece uzatmak değil mesele—bükmek, devirmek, neredeyse dengesini bozmak.
Araba ise hâlâ çalışıyor, hâlâ sürülebilir. Ama gövdesi artık başka bir dil konuşuyor. Sürerken, virajı dönmüyorsun; zaten dönmüşsün gibi görünüyorsun.
Sabit bir çarpıklık hali ve çok güzel. İyi ki okudun. Görüşmek üzere.
Bir yanıt yazın