web analytics

Psikogerçekçilik ve Bir Düşüşün Anatomisi: ‘Ryan’

Written by

in

Tükenmek zordur. Ama tükenmenin başından dibine inmekten bahsetmiyorum. O işin kolay kısmı. Tükenecek kadar dolduğunu unutmak da değil tek zor olan. Bence tükenmeye dair en zor şey, tükenebilecek kadar dolu olmak.

Tükenenler genelde bunu unutur.


Hakkında Türkçe olarak pek bir şey bulamadığım, ama bence dilimizden de ufak bir selamı hak eden, Ryan Larkin ve onu anlatan olağanüstü bir kısa film olan “Ryan” hakkında bir şeyler karalayacağım.

Larkin bir animatör, sanatçı ve heykeltıraştı.

Algı ve gerçek arasında arafta kalmış ve defalarca sınır dışı edilmiş birisi olarak, olağanüstü bir yeteneğe sahipti.

2007 Oscar Ödülleri’nde en iyi animasyon seçilen “Ryan” filminin konusu da kendisiydi. Benim de kendisini keşfetmem bu kısa film sayesinde, tesadüfen oldu.

Ryan”, Cannes Film Festivali, San Francisco Uluslararası Film Festivali ve Dünya Kısa Film Festivali gibi birçok film festivalinde gösterildi ve 2004 En İyi Animasyon Kısa Film Oscar’ı ve 25. Genie Ödülleri’nde En İyi Animasyon Kısa Film dahil olmak üzere 60’tan fazla ödül kazandı. Animasyona getirdiği eşsiz bakış açısı için harika bir eser olarak görülür.

Mütevazi bir ailenin ortanca çocuğu olarak 1963’te Kanada’da doğan Larkin’in hayatında ilk önemli kırılma, o henüz on beş yaşındayken olmuş. İdolü olarak gördüğü abisini o yanındayken bir tekne kazasında kaybetmesi ve yüzme bilmediği için ölümü hakkında kendini suçlaması hayatında kalıcı bir etki bırakmış.

Daha sonra Larkin’in yolu, Montreal Güzel Sanatlar Müzesi Okulu ile yolu kesişmiş. Orada efsanevi bir isimden, Norman McLaren’dan animasyon teknikleri öğrenmiş (Bu link için gözleriniz sonra bana teşekkür edecek).

Yeteneğini yıllar içinde katlayan Larkin, özgün işler ortaya koymaya başlamış. Yıllar 1970’i gösterdiğinde, o çok bilinen eseri “Walking”, Oscar Ödülleri’nde en iyi animasyona aday gösterilmiş ve birçok önemli ödül kazanmış. 1972’de yine birçok ödül kazanan Street Musique’i ortaya koymuş ve sadece bu iki eserle bile bir efsane haline gelmiş o günlerde.

Larkin, eserlerinde insan hareketini olağanüstü anlama ve kopyalama yeteneğiyle biliniyordu. Rotoscoping, yani canlı çekim görüntülerin üzerine kare kare çizim yaparak veya bu görüntüleri takip ederek animasyon oluşturma süreci yerine, çalışmalarını mükemmelleştirmek için kendi kendine çalışmaya ve referanslara güveniyordu. Ez cümle, eşsiz bir gözü vardı. Ayrıca karakalem, mürekkep ve renkli yıkama gibi teknikleri, saykodelik bakış açısı ile karıştırıyor ve ortaya acayip özgün işler çıkarıyordu.

Yeri gelmişken, Walking’e ve Street Musique’e göz atmak isteyenler için dev hizmet:

Ama hayat Larkin için sürekli yükselişte geçmemiş. Aksine, sonsuz bir uçurumdan yuvarlanır gibi iyice dibe doğru gitmiş.

1970’lerde, başarısıyla ve daha fazla eser geliştirme baskısıyla baş edemeyince, yaratıcılığında yaşadığı tıkanıklık krizinden kaçmak için alkol ve kokaine düşmüş. 1978’de parasız kalmış ve işini kaybetmiş. Sonraki on yıl boyunca ticari animatör ve ressam olarak çalışmış ama, 1980’lerin sonlarına doğru Montreal sokakları onun yeni evi olmuş.

Ozymandias gibi unutulmuş Larkin. Kimse onu hatırlamaz olmuş.

Ta ki, 2000 yılına kadar.

Felicity Fanjoy & Ryan Larkin 1969
Felicity Fanjoy ve Ryan Larkin – 1969

Larkin’in hayatına yeniden dokunan ilk isim, Kanadalı bir yazar olan Chris Robinson olmuş. Robinson, Ottawa Uluslarası Animasyon Festivali’nin direktörü olan arkadaşı Lesya Fesiak’tan Larkin’in kim olduğunu öğrenmiş.

Robinson, sokaklarda alkol ve uyuşturucu için dilenen bu sıradışı yetenek ile tanışmak istemiş. Şehrin işlek caddelerinde dilencileri bulmak çok da zor olmasa gerek, Larkin’i sonunda bulmuşlar. Ona yakındaki bir barda akşam yemeği ikram etmişler ve Larkin onlara hayat hikayesini anlatmış. Robinson bu hikayeyi “komik ve yürek burkan, acınası ve ilham verici” bulduğunu söylemiş.

Ardından, Ottawa Uluslarası Animasyon Festivali’nin seçici kurul komitesindeki boşalan bir koltuk için Larkin akıllarına gelmiş ve onu kurula dahil etmişler. Ryan’ı yönetecek olan Chris Landreth ile işte burada tanışmış Larkin.

Chris Landreth, Ryan hakkında verdiği bir röportajda şöyle anlatıyor: “İlk başta Ryan kopuktu. Son 20 yılını sokakta insanlarla takılarak geçirmişti. Ama ilerleyen günlerde içinde bir yerlerde animatörlerle olmanın ne demek olduğunu hatırladı ve adeta canlandı. Son gün, komite film seçimini tamamladıktan sonra, herkes kendi filmlerini gösterdi. Ryan en son gösterendi. ‘Walking’ ve üç-dört başka kısa film sundu. Ağzımız açık kaldı. Olağanüstü bir yaratıcılıkla dolu, ruhu olan kısa filmler yapan bir animatördü. Ona baktım ve düşündüm: Nasıl oldu da bu hale geldi? İşte her şey orada başladı.”

Bu olaydan 4 yıl sonra, Landreth, Ryan Larkin’in hayatına dayanan animasyon belgeseli Ryan’ı tamamlamış.

İzlerseniz anlayacaksınız, tarif edilmesi zor ve ayrıksı bir içsel tarzın ürünü “Ryan”. Acıyı, deliliği, korkuyu, merhameti, utancı ve yaratıcılığı doğrudan görebiliyoruz.

Karakterlerin çarpıtılmış ve bozulmuş görünümleri, kendi konusuna yaklaşımına ilişkin çok samimi bir bakış açısı bence. Subjektif perspektif için görebileceğiniz en iyi örneklerden biri olabilir. En azından benim için böyle.

“Landreth bu konuda bir söyleşide şöyle demiş: Asıl ilgimi çeken şey, CGI’da fotogerçekçiliğe ulaşmak değil; fotogerçekçiliğin unsurlarını, inanılmaz derecede karmaşık, kaotik, sıradan ama her zaman çelişkili olan insani doğayı ortaya koymak için kullanmak. Ben buna ‘psikogerçekçilik’ diyorum.”

Ekspresyonist ve sürrealist birçok ismi, bu açıdan bakacak olursak gayet de “psikogerçekçi” gibi bir ortak kümeye alabiliriz. Benim için gayet uygun. İşte Landreth, karakterlerin geliştirilmesi için bu kesişim kümesinden ilham almış. Projeyi incelerken Landreth’in ilham noktalarını bulduğumda, ‘Ryan’ kafamda tam olarak ‘cuk oturdu’.

Pearblossom Hghway, David Hockney
Femme Nue Accroupie II, Pablo Picasso, 1959
Self-Portrait, Ivan Albright, 1934
Three Studies of Isabel Rawsthorne, Francis Bacon, 1965
Study for a Self Portrait -Triptych, 1985-86 by Francis Bacon
Study for a Self Portrait – Triptych, Francis Bacon, 1986

Landreth, röportajlar sırasında Chris ve Ryan’ın eskizlerini çizmiş ve filmde yer alacak 3D temsillerin temelini oluşturmuş. Filmdeki diğer iki ana karakter (Larkin’in yakın arkadaşı ve yapımcısı Derek Lamb ve eski eşi Felicity Fanjoy) için modellerde ise Larkin’in çizimleri baz alınmış. Landreth bu tercihini şöyle açıklamış: “Chris ve Ryan’ın fotogerçekçiliği benim psikogerçekçi algıma göre yorumlandı ama Derek ve Felicity’yi Ryan’ın onları nasıl gördüğü biçimde yansıtmak istedim. Bunun en iyi yolu onun çizimlerini kullanmaktı. Bu yüzden onun eskiz desenlerini alıp Derek ve Felicity’nin 3D modellerine kapladık, filmde gördüğünüz bu çizimsi görünümü verdik.”

Ryan’da karakterlerden çıkan eğrilerin ve kordonların fiziksel modellenmesi için bir algoritma geliştirilmiş. Yani öylesine desenler değil bunlar. Belli bir matematik ile çalışıyor, ki bence bu da projeye ekstra bir disiplin getiriyor.

Toplamda prodüksiyon 18 ay sürmüş. Üç kişilik profesyonel ekip (Landreth, bir CG süpervizörü ve ışık/render/kompozit uzmanı) projeye başlamış. Konu Ryan Larkin olunca projeye destek veren Seneca College’dan dört animatör, bir doku sanatçısı, bir karakter modelleyici ve 20 gönüllü ile tamamlanmış.

Ve işte bu kadar bahsettiğim o animasyon (kafanızda ne kurdunuz bilmiyorum artık), şu harikalıkta ortaya çıkmış:


‘Ryan’ yazının başında da bahsettiğim gibi birçok ödül kazanmış. Bu popülerliğin etkisiyle Larkin yeniden ünlenmiş ve animasyon yapması için teklifler almaya başlamış.

Montreal sokaklarında dilencilik yapmasını konu alan “Spare Change” adındaki animasyon film üzerinde çalışmaya başlamış ve MTV Canada için birkaç bumper hazırlamış. Bir röportajında ise, alkol de dahil olmak üzere kötü alışkanlıklarından uzaklaştığını ve animasyona tekrar odaklandığını söylemiş.

Ama önce akciğerine, sonra da beynine sıçrayan bir tümörden ötürü, 2007’de yaşamını yitirmiş.

Ölmeden önce üzerinde çalıştığı Spare Change ise 1 yıl sonra, 2008’de yayınlanmış:

Yönetmen Chris Landreth ise, birçok uzun metrajlı film teklifleri almasına rağmen, kısa animasyon filmleri üretmeye devam etmeyi tercih etmiş.

Chris Landreth

Ölmeyen bir yaratıcılığın ölümü üzerine olan hikaye genel olarak bu şekilde.

Tükenmek ile ilgili en kötü olasılık, kaybolmak olabilir. Kaybolan birini bulmak ise, işte o çok insani bir şey ki, bu hikayedeki bu detayı seviyorum ben.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir